Sigortada Serbest Seçim Hakkı ve Görünmez Dayatmalar
- Ömer Faruk AY

- 4 gün önce
- 4 dakikada okunur
Sigortada serbest seçim hakkı yazımızda, banka ve galerilerin sigorta poliçeleri üzerinden kurduğu yönlendirme mekanizmasını, hukuki çerçeve ve etik sorumluluklar ışığında değerlendireceğiz.

Finansal işlemler sırasında sigorta yaptırmak, günümüzde çoğu zaman tartışmaya kapalı, sorgulanmadan kabul edilen bir zorunluluk algısıyla sunulmaktadır. Konut kredisi kullanırken, taşıt alırken ya da finansman desteği sağlanırken çoğu birey kendisini bir anda bir sigorta poliçesi imzalamış hâlde buluyor. Üstelik bu poliçeler, çoğu zaman seçim hakkı tanınmadan, ilgili banka, finans kuruluşu ya da galeri tarafından yönlendirilen şirketlerden yapılıyor.
Bu noktada temel soru şudur: Sigortanın, banka, finans kuruluşu ya da galeri aracılığıyla ve onların belirlediği sigorta şirketinden yapılması şart mıdır?
Sigortanın Hukuki Niteliği: Zorunlu Olan ile Dayatılan Arasındaki Ayrım
Türk hukuk sisteminde bazı sigortalar açıkça zorunlu tutulmuştur. Örneğin:
Zorunlu Trafik Sigortası,
Zorunlu Deprem Sigortası (DASK),
Kredi ilişkilerinde bankalarca talep edilebilen konut sigortası ile hayat ve kasko gibi kredi bağlantılı sigorta poliçeleri.
Ancak burada kritik ayrım şudur: Zorunlu olan sigortanın kendisidir; sigortanın hangi şirketten, hangi aracıyla yapılacağı değil.
Mevzuat, bankalara veya galerilere, müşteriyi belirli bir sigorta şirketine yönlendirme ya da kendi sundukları poliçeyi şart koşma yetkisi tanımaz. Banka, riskini teminat altına almak için sigorta talep edebilir; fakat bu talep, şirket seçimini kapsamaz.
Bu çerçevede, banka, finans kuruluşu veya galeriler tarafından kredi ya da satış sözleşmelerine, sigorta poliçelerinin yalnızca kendileri aracılığıyla veya belirli bir sigorta şirketinden yaptırılacağına ilişkin koyulan hükümler; tüketicinin serbest seçim hakkını ortadan kaldırdığı ölçüde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında ‘haksız şart’ niteliği taşır ve hukuki geçerlilik kazanmaz. Zira sözleşme özgürlüğü, taraflardan birinin diğerini seçim hakkından mahrum bırakacak şekilde kullanılmasına izin vermez.
Başka bir ifadeyle: Sigortalı, bankanın veya galerinin aradığı teminatları sağladığı sürece, poliçesini dilediği acente ve sigorta şirketinden yaptırmakta serbesttir. Bu ilke, hem bankacılık hem sigortacılık otoriteleri tarafından defalarca vurgulanmıştır. Özellikle BDDK ve SEDDK, kredi bağlantılı sigortalarda “şirket dayatmasının” hukuka aykırı olduğunu açıkça belirtmektedir.
Dayatma Nasıl Yapılıyor?
Uygulamada ise doğrudan bir “zorunluluk” ifadesi kullanılmaz. Bunun yerine daha örtülü bir dil tercih edilir:
“Sistemimiz bu şekilde çalışıyor”
“Bizim poliçemiz olmazsa işlem uzar”
“Kredi onayı gecikebilir”
“Finansman ve sigorta paket hâlinde”
“Sigortanızı bizden yaptırmazsanız serviste sorun yaşarsınız”
Bu ifadeler hukuki değil, psikolojik baskı üretir. Sigortalı, süreci aksatmamak için iradesini askıya alır. Böylece serbest piyasa ilkesi fiilen devre dışı kalır.
Rekabetin Dışına İtilen Müşteri
Sigorta sektöründe fiyat ve teminat farkları son derece belirgindir. Aynı teminatlar, farklı şirketlerde ciddi prim farklılıklarıyla sunulabilir. Ancak müşteri alternatifleri görmezse, karşılaştırma yapamaz.
Bu durumda ortaya çıkan tablo şudur:
Poliçe pahalı olabilir
Teminatlar yetersiz olabilir
Hasar süreci sorunlu olabilir
Ama Sigortalı bunu ancak hasar anında fark eder. Çünkü satın alma aşamasında danışmanlık değil, yönlendirme vardır.
Galeriler ve Sigorta: Yetki mi, Ticari Baskı mı?
Son yıllarda araç galerilerinin de sigorta satışına aktif biçimde girdiği görülmektedir. Araç alımı sırasında trafik ve kasko poliçeleri, satışın doğal bir parçası gibi sunulmaktadır. Oysa sigorta satışı bilgi, yetkinlik ve mesleki sorumluluk gerektirir.
Galerinin temel motivasyonu araç satışıdır. Sigorta ise çoğu zaman ek gelir kalemi olarak konumlanır. Bu da sigortanın özüne aykırıdır. Çünkü sigorta, “hızlı satılacak bir ürün” değil; uzun vadeli bir güven ilişkisidir.
Etik Boyut: Sigorta Güvenle Yaşar
Sigortacılık mesleği, güvene dayanır. Sigortalılarının anlamadığı bir poliçeye imza atması, hukuken geçerli olsa bile etik değildir. Gerçek sigorta danışmanlığı;
İhtiyacın doğru analiz edilmesini
Alternatiflerin şeffaf biçimde sunulmasını
Teminatların açıkça anlatılmasını
Sigortalının bilinçli ve özgür biçimde karar vermesini
Hasar anında sigortalının yalnız bırakılmamasını, onarım ve tazminat süreci boyunca aktif destek verilmesini,
Sigortalının karşılaştığı belirsizliklerde ulaşılabilir ve sorumluluk alan bir muhatap bulunmasını
gerektirir.
Bunların olmadığı her işlem, kısa vadede kazanç; uzun vadede ise güven kaybı üretir.
Müşteri Hakları ve Bilinçli Tavır
Bu tür yönlendirmelerle karşılaşan bireylerin bilmesi gereken temel gerçek şudur:
Sigorta, bankanın değil; müşterinin güvencesidir.
Müşteri;
Poliçeyi imzalamadan önce alternatif teklif isteyebilir
Sigortayı başka bir şirketten veya acenteden yaptıracağını bildirebilir
Hukuka aykırı baskı durumunda resmi mercilere başvurabilir
Bu haklar, yalnızca teoride değil; mevzuatta da açıkça korunmaktadır.
Sonuç: Zorunluluk Sigortada Değil, Dayatmada
Trafik sigortası, DASK veya krediye bağlı sigortalar zorunlu olabilir. Ancak bu zorunluluk, sigortalının tercih hakkını askıya almaz. Hukuki sorun; sigortanın varlığında değil, sigortanın kimden yaptırılacağının fiilen dayatılmasında ortaya çıkar.
Bu ayrım yapılmadığı sürece, hem tüketici hakları hem de sigortacılığın etik zemini zarar görmeye devam eder.
Oysa sigorta;
Baskıyla değil, bilgiyle
Dayatmayla değil, danışmanlıkla
Alışkanlıkla değil, bilinçle yapılmalıdır.
Gerçek güven, ancak özgür tercihle inşa edilir.
Ömer Faruk AY / Uzman Sigortacı
Kaynakça
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu
– Özellikle sigorta sözleşmelerinin kurulması, sigortalının hakları ve sigorta aracılığına ilişkin hükümler.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
– Madde 4 (Haksız Şartlar)
– Madde 5 (Sözleşme Serbestisi ve Tüketici Aleyhine Hükümler)
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
– Kredi bağlantılı sigortalara ilişkin kamuoyu duyuruları ve uygulama esasları
– Bankaların sigorta şirketi dayatamayacağına ilişkin açıklamalar.
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK)
– Sigortalıların serbest şirket seçme hakkına ilişkin rehberler ve düzenlemeler.
Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun)
– Madde 26–27 (Sözleşme özgürlüğü ve sınırları)
– Taraflardan birinin aleyhine, dürüstlük kuralına aykırı şartların geçersizliği.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları
– Kredi sözleşmelerinde tüketici aleyhine tek taraflı şartların “haksız şart” sayılacağına ilişkin kararlar.
– Sigorta poliçelerinde serbest seçim hakkının engellenemeyeceğine dair kararlar.
T.C. Resmî Gazete
– Sigortacılık, bankacılık ve tüketici mevzuatına ilişkin yürürlükteki yönetmelik ve tebliğler.
Not: Bu yazı, genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Somut olaylara ilişkin değerlendirmeler için alanında uzman bir hukukçuya başvurulması tavsiye edilir.





Yorumlar